Annemlerin evinin standart tatlısı üzümlü kurabiye idi. Canım babaannem yapardı. Hoş, 30 senedir de yapar aynı kurabiyeyi. 30 senedir o telli krem rengi minik not defterindeki tarife bakarak yapar. Herkes bilir, adı bile babaanne kurabiyesidir. Bir yerde mevlit mü var, hemen çıkarır babaannem lavabonun solundaki dolapta duran kalaylı hamur tenceresini. Ani bir misafir mi geldi, kolayı var, tabi ki üzümlü babaanne kurabiyesi. Bu kurabiye hayat kurtarır. Bu kurabiyenin kokusu benim geçmişimdir. Beni her hastalıkta iyi edendir. Sabahları çayıma batırdığım, akşamları acıktığım an sütüme batırdığımdır. Kimse de O`nun gibi yapamaz o kurabiyeyi. Nedense…

Çünkü hamurla uğraşmak ulvi bir iştir. El ayarıdır, göz ayarıdır. Hamur nazlıdır, niyazlıdır.
Her eli sevmez, her ölçüye aynı yanıtı vermez. Her fırında aynı kokmaz.
O yüzdendir ulviliği. Ve yine o yüzden özeldir fırın ustaları, pasta ustaları, kurabiye ustaları…
Çünkü herkes ustası olamaz. Olsa bile kalpte yer alamaz.
Binlerce pastane açılır, binlerce fırın kapanır. Sadece iyiler kalır. Sadece her akşam içtiğin sütün yanında “ah bir de O`nun kurabiyesinden olsa…” dediklerinde var olmaya devam eder.
Bu haftaki anne-kız etkinliğimizde biz günümüze bolca kurabiye kokusu doldurduk Hamarat Atölye`de…
İnancına hayran olduğum Enhar`ın rüyasını gerçekleştirdiği atölyesinde, bir başka rüyasının peşinden giden Ferah`ın eğitmenliğinde kurabiye süsledik saatlerin nasıl geçtiğini anlamadan…
6 anne, 6 çocuk, bir masa, onlarca kopan, bir dünya çığlık, minicik oklavalar, büyük bir azim, bazen kavga, bazen yardımlaşma…

Her biri uğur getirsin umuduyla önce kurabiyelerine kırmızı kanatlar kondurdu… Sonra siyah puantiyelerini. Masamıza uğur doldu bir anda. Ya da ben öyle inanmak istedim. Öyle çok ihtiyacım var ki bugünlerde…


6 cücenin her biri hayal ettiğini süsledi o gün. Yamuk yumuk kestikleri kurabiyelere, ısırık atılmış bir süre şekerleme yapıştırıldı. Kimisi ördek yaptı, kimisi ev. Kimisi kopan kurabiyesine küstü, kimisi hamurunun ucundan azıcık koparan ekip arkadaşına…
O odada hamura değer her bir birey hamurun o ulvi dokusuyla, toprağa çıplak ayak basmış gibi döndü evlerine muhakkak. Çocuklar da babalarına gösterecekleri koca bir kutu kurabiyenin gururuyla…


Babaanne kurabiyesinden sonra favorim Ferah tarifli Defdef kurabiyesidir benim. Siz de bu deneyimi bir dünya çığlık arasında yaşamak isterseniz Hamarat Atölye`ye bir uğrayın derim.
Bol kurabiye kokulu bir hafta olsun dilerim…
Sevgiler,
Tuğba
|