10 gündür her sabah gözünü açar açmaz mutfağa koşuyor.
Yalınayak…
Hiçbir şey söylemeden…
Çişini bile yapmadan…
Çünkü 3.5 yıllık hayatında ilk kez bir sorumluluğu var: Mercimek büyütüyor…
Ben ilk fasulyemi pamuklara sarıp büyüttüğümde 8 yaşındaydım.
Panjurlu salon camlarımız vardı.
Pek de güneş görmezdi o küçük hafızama göre o köşe ama yine de pek net o görüntü: Koşup fasulye sulayan bir Tuğba…
Tüm bakliyatları biliyor olmasının sebebi son bir yıldır 2 mercimek, 1 fasulye, 2 nohut, bir çimdik bulgur, 3-5 pirinç tanesi, az biraz kuru bakla koyduğu siyah bir tabakla odasındaki kuş lambasını hayali olarak besliyor olması.
Artık bu hayal malzemelerine bir gerçeklik katmanın vakit gelmişti…
Önce biraz mercimek, filizlendiğini görünce eklenen bir avuç fasulye…
İki pamuk arası güzel bir uyku…
Bolca sabır…
Bolca sevgi…
Ve mucize…

Her hafta sonu yapılacaklar önceden konuşulur bizim evde.
Bu hafta sonunun gündem maddesi O’nun için tekti: Saksı alınacak, toprak alınacak.
Bu sabah törenle ilk göz ağrılarını kendisi ekti toprağına.
Suladı da bir güzel.
Sonra yerleştirdiler babasıyla en güneş gören cam kenarına.

Pamuklarda olduğu gibi her sabah kaldırıp altlarına bakamayacak belki ama o “umut” devam edecek, biliyorum.
Ta ki, topraktan ilk filizler çıkana kadar.
Umut ettikçe her sabah daha aydınlık zaten.
Umut ettikçe bu yaz, umut ettikçe bir sonraki yaş, bir sonraki tatil daha heyecan verici…
Umut demek hayal demek, hayal demek sırtına dik durasın diye koyduğun o çıta demek…
Ev tarımı mercimekle başlar mı bilmem ama biz çok heyecanlıyız onun umut ettikleri adına…
Bir kaktüse bile bakamayan bu annenin, tarımdan anlar bir evladı olur temennisiyle…
|