Kendini kontrol edebilmek
Bir konserdeydik geçen hafta.
Jazz…
“Pek sevmem” dedim önce.
“Keith Jarrett ama” dediler.
“Bilmem ama dinlerim” dedim. İçimden ‘katlanırım’ diyorum aslında…
“Çok büyük, hatta dahi!” dediler. Utandım bilmiyorum diye, gittik.
Solo bir konser. Önünde nota olmadan, başka bir boyutta piyano çalan bir adam…
Gözleri sürekli kapalı… Kafa sallanıyor. Kendinden geçiyor.
Doğaçlama çalıyor.
Bir ayağa kalkıyor, bir oturuyor.
Tuhaf sesler dilinde; şarkı sözü değil, mırıldanmak değil…
Sevmeye çalışıyorum, deniyorum tüm gücümle ama bir de çıkardığı şu tuhaf sesler olmasa…
O sesler olmasa seveceğim belki de…
Ve ben böyle olur olmaz detaylara takılmasam…
Seyirciler arasında ara ara öksürenler var…
Onlara da takılıyorum mesela.
“Adam kendinden geçti şarkı besteliyor, öksürme işte” diyorum içimden.
Pat diye piyanonun tuşlarında duruyor parmaklar…
Ayağa kalkıp, mikrofonun önüne geliyor ve verdiği yüzlerce konserde kendi öksürüğünü nasıl kontrol edebildiğini anlatıyor.
Bir iki espri yapıp çalmaya devam ediyor…
Öksürenler de devam ediyor.
Konseri gene durduruyor.
Üç, beş, yedi ya da sekiz kere duruyor böyle ve öksürük mesele oluyor.
Annemin zencefilli ballarına dua ediyorum ben öksürmüyor o gece diye…
Sonunda o kaliteli izleyenler çığırından çıkıyor ve biri karanlıklar içinden “Çal sadece!” diye isyan ediyor.
Karanlık başkalarına da cesaret veriyor.
Paramı geri istiyorum!
Bu rezillik!
Öksürüyorsak n’apalım!
Bu böyle gidiyor!
Aaaa! Konser artık sıkıcı değil!
Beş dakika evvel sahnede kendinden geçmiş halde piyano çalan adam, inanılmaz bir kontrolle “Haklısınız, çalmalıyım” diyerek tekrar piyanosunun önüne oturuyor.
Gene gözlerini kapatıyor.
Gene kendinden geçiyor.
Başka notalar, başka bir beste, çalıyor durmadan…
İzleyicinin bir domates fırlatmadığı kalmıştı oysa…
Kendini kontrol edişindeki profesyonellik çok etkiliyor beni… Yaptığı müziği daha bir seviyorum sanki.
Bazen insanlar da görmeyi en çok özlediğim konu bu çünkü…
Kendini kontrol edebilmek!
Yerine göre, yaşananlara göre…
Sinirini dindirebilmek.Senin üzerine gelseler bile, bildiğini okuyabilmek…
Taşlansan bile, yaptığına inanarak devam edebilmek… Kendini kaybederek hem de!

|