Yaklaşık bir yıldır bir proje var kafamda… Listemde yer alıp da bir türlü sırası gelmeyen…
Gerçiiiii, her gün yataklar toplanmazsa, duş almazsam, dişimi fırçalamazsam ve kızları okula bıraktıktan sonra çıkış saati almazsam belkiiiii, bir ihtimal gerçekleştirebilirim bu projemi…
Bu sene kafaya koydum; yapacağım…
Bulamadığım saati yaratacağım. Kızları da okuldan alacağım elbet…
Başladım projeye geçenlerde…
Ama teknik bir noktada takıldım.
Konuyla ilgili bir kitap lazım, almaya gittim geçen akşam…
Kitaplar arasında bir dergi takıldı rafta gözüme… Aldım, sayfalarını karıştırdım.
Hayır, takıldığım noktanın bütün sırrını anlatmıyordu dergi; filmlerde oluyor o sahneler…
Aldım gene de…
Bir resim çok etkiledi beni, ayaküstü kitapçıda okumak istemedim.
Eve attım kendimi…
Bir kitap ya da bir dergi beni heyecanlandırdı mı, ortam da güzel olsun istiyorum… Bir mum yansın, hafif bir müzik çalsın ve tabii ki çayım yanımda olsun mesela… Çok mu bu isteğim?
Çocukların çoktan yatmış uyuyor olduğunu, yerdeki bütün oyuncakların zaten toplandığını, gün içinde yıkanmış çamaşırların ütülenip kaldırıldığını, bulaşık makinasının boş ve temiz, mutfağın derli toplu, ben kitapçıdayken yerlerin silinmiş olduğunu ve temizlik kokusunun başımı döndürdüğünü söylememe gerek var mı? Aklımda hiçbir iş yok yani… Bir tek okuyacağım dergi… Çok mu?
Ahhh, bir detay vereyim hemen! Rüyamda oluyor bu ortam sadece!
Kitapçıdan döndüğüm akşam kızlar belki uyuyordur diye sessizce giriyorum eve…
Sessiz olan bir benim... Evin içi çığlık dolu… Daha kapıyı açarken duymuştum seslerini ama kafamın içinde hala kızların çığlığı var sanki diye çevirmiştim anahtarı…
Buuu-huuu!
Oyuncakların üzerinden atlayarak giriyorum içeri…
Kızlar küvette… Su sesleri… Her yer su büyük ihtimalle!
Akşam listesine bir de banyoyu silmeyi ekle!
Hoşuma gidiyor o mutluluk çığlıları ama aklım dergimde… Gözüm saatte…
Yukarıya sesleniyorum “ben geldim” diye…
Çığlıkların arasında kayboluyor sesim…
İkisi de bu kadar minikken nasıl böyle tiz bir sesle çığlık atabiliyorlar ki? Diye gereksiz bir noktaya takılıyorum.
Oyuncakları topluyorum, bir türlü bitiremedikleri yemeklerini Paşa’yla Papatya’ya veriyorum.
Mum yakıyorum. Vanilya kokulu, mis…
Enerji seviyemde çanlar çalıyor artık ama mutluyum… Sevgilim aşağıya indiği zaman her yer toplanmış olacak ve yaktığım mumu görecek diye heyecanlanıyorum…
Nelerin bizi mutlu ettiğine çabuk bir şaşkınlık yaşıyorum, bu işleri yaparken...
Kızlar banyodan çıkıyor… Anne gelmiş diye çığlıklar artıyor… Zaten tiz olan sesleri, acıtıyor kulağımı artık.
Asla bitmeyecek sandığım banyo sonrası giyinme, saç tarama, kurutma vesaire faslı bitiyor bir şekilde…
Dergim!
Dergimi okuyacağım birazdan.
Koltuğa oturuyorum… Sıcacık çayımdan bir yudum alıyorum…
Vanilya kokusu mis gibi…
Uyuyakalıyorum akabinde…
Dergim elimde…
Ahh…
Dergimi okudum bir şekilde ve neden o dergiyi o gece aldığımı çok iyi biliyorum şimdi…
Ama bu da haftaya kalsın, olur mu?
Okurken bile yorulduğunuza eminim çünkü…
Sevgimle…
Nilüfer
|